İçeriğe geç

Konya’nın nüfusu kaç ?

Bir Otobüs Yolculuğunun İçimde Açtığı Kapı

İlgili Makale: Konya Karaman Türkleri hangi boydan ?

Bazen insanın içi, dışarıdan bakıldığında hiç anlaşılmayan bir kalabalıkla doluyor. Kayseri’de 25 yaşında biri olarak bunu en çok akşamları hissediyorum. Gün bitiyor, sokaklar sakinleşiyor ama benim içimde bir şeyler hâlâ ayakta kalıyor; konuşmak isteyen, yürümek isteyen, gitmek isteyen bir tarafım var.

O gün de öyleydi. İşten çıkmıştım, cebimde yorgunluk, kafamda yarım kalmış cümleler. Otobüs durağında beklerken telefonumda gereksiz yere dolaşıyordum. Bir haber başlığı gözüme çarptı: “Konya’nın nüfusu kaç?” diye bir soru, sanki biri gerçekten bana soruyormuş gibi ekranda duruyordu.

O an durdum.

Neden bilmiyorum ama bu basit soru içimde bir şeyleri kıpırdattı. Sanki nüfus sadece bir sayı değil de, bir şehirdeki yalnızlıkların toplamıydı. Ve ben o toplamın içinde kendi yerimi arıyordum.

Kayseri’den Çıkan Sessiz Bir Yolculuk

Ertesi gün karar verdim. Hiç plan yapmadan, kimseye uzun uzun anlatmadan bir otobüs bileti aldım. Konya’ya gidecektim.

Konya benim için hep uzaktan bildiğim bir isimdi. Haritada geniş, düz ve sakin duran bir yer. Ama içimdeki merak, o şehrin sadece coğrafya olmadığını fısıldıyordu. Belki de bazı şehirler insanın içini düzeltir diye düşünüyordum. Belki de bazı şehirler, insanın kırık yerlerine iyi gelir.

Otobüs Kayseri’den çıkarken içimde garip bir hafiflik vardı. Ama aynı anda ağır bir şey de vardı; sanki geride bıraktığım her şey koltuğun kenarına tutunmuştu.

Camdan dışarı bakarken kendime şu soruyu sordum:

“Konya’nın nüfusu kaç ve bu kadar insanın içinde ben nerede duruyorum?”

Cevap gelmedi. Ama sorunun kendisi bile içimde yankılandı.

Nüfusun İçinde Kaybolan Bir Ses

Telefonu açtım, kısa bir araştırma yaptım. Konya’nın nüfusu yaklaşık 2,3 milyondu. Rakam ekranda duruyordu ama bana hiçbir şey anlatmıyordu. 2,3 milyon insan… Hepsinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir sabahı, ayrı bir uykusu vardı.

Ben ise sadece tek bir hikâyenin içinde sıkışmış gibiydim.

O an fark ettim: Ben nüfusu değil, kalabalığı merak ediyordum. Çünkü kalabalık bazen insanı yalnızlıktan kurtarır sanırsın, ama bazen de yalnızlığı daha görünür hale getirir.

Otobüs Eskişehir yönüne doğru ilerlerken içimdeki düşünceler de yol değiştiriyordu. Kayseri’de bıraktığım bir konuşma, yarım kalan bir arkadaşlık, söyleyemediğim bazı cümleler… Hepsi arka koltukta benimle birlikte gidiyordu.

Şehrin Kapısında Bekleyen Sessizlik

Konya’ya vardığımda hava griydi. Ne yağmur vardı ne güneş. Sanki şehir duygularını gizlemişti.

Terminalden çıktığımda ilk hissettiğim şey genişlik oldu. Kayseri’nin daha sıkı, daha sert sokaklarına alışmış biri olarak burası bana fazla açık geldi. Her şey daha uzak, insanlar daha sessiz, adımlar daha yavaş.

Bir bankta oturdum. Çantam yanımdaydı ama asıl yük içimdeydi.

Telefonumu açıp tekrar aynı soruyu yazdım: “Konya’nın nüfusu kaç?”

Bu kez cevap daha netti: yaklaşık 2,3 milyon.

Ama o an başka bir şey düşündüm. Bu kadar insan varsa, ben burada neden bu kadar yalnız hissediyordum?

Belki de mesele insan sayısı değildi. Belki de mesele, insanın kendini hangi kalabalıkta görünmez hissettiğiydi.

Yalnızlığın Kalabalık Hali

Şehirde yürümeye başladım. Sokaklar uzundu, binalar daha alçak ve düzenliydi. İnsanlar acele etmiyordu. Herkes kendi ritminde ilerliyordu.

Bir kafeye oturdum. Garson bana “hoş geldiniz” dediğinde, içimde küçük bir şey kırıldı. Sanki uzun zamandır kimse bunu söylememişti.

Kahvemi içerken dışarıyı izledim. İnsanlar geçiyordu. Bir kadın elinde poşetlerle yürüyordu, bir adam telefonda sessizce konuşuyordu, bir genç kulaklığını takmış dünyadan kopmuştu.

Ve ben… hepsinin içinde ama hiçbirinin yanında değildim.

O an kendime itiraf ettim: Ben aslında şehre değil, kendime gelmiştim. Ama henüz nerede durduğumu bilmiyordum.

Konya’nın Sessizliğinde Kendi Sesimi Duymak

Önerdiğimiz İçerik: Kaç çeşit karayolu vardır ?

Akşam olduğunda yürümeye devam ettim. Gökyüzü koyulaşırken şehir daha da sakinleşti. Sokak lambaları yanmaya başladığında Konya bambaşka bir şeye dönüştü; sanki kalabalık geri çekilmiş ve şehir kendi iç dünyasına kapanmıştı.

O sırada tekrar düşündüm: Konya’nın nüfusu kaç?

2,3 milyon insan… Ama şu an etrafımda sanki sadece ben vardım.

Bu düşünce beni ürküttü. Çünkü insan bazen kalabalığın içinde kaybolmaktan korkar, ama bazen de yalnızlığın içinde kendini bulmaktan daha çok korkar.

Ben ikisinin arasında bir yerdeydim.

Bir Bank, Bir Gökyüzü ve İçimdeki Boşluk

Bir parkta oturdum. Ağaçlar hafifçe sallanıyordu. Uzakta çocuk sesleri vardı ama bana çok uzak geliyordu.

Defterimi çıkardım. Uzun zamandır yazmıyordum. Kalemi elime aldım ama yazmak kolay olmadı.

İlk cümle zorla çıktı:

“Bugün Konya’ya geldim ve hâlâ kendimi bulamadım.”

Sonra durdum. İçimden geçenleri toparlamak mümkün değildi. Çünkü duygularım cümle olmaktan çok bir sis gibiydi.

Kendime şunu sordum:

“Bu kadar insanın yaşadığı bir şehirde neden bu kadar sessiz hissediyorum?”

Cevap yine gelmedi. Ama belki de bazı soruların cevabı dışarıda değil, insanın içinde büyüyordu.

Kalabalığın Öğrettiği Gerçek

Gece ilerledikçe şehir daha da duruldu. Yürürken sokaklarda yankılanan tek şey benim adımlarım oldu.

O an anladım ki, nüfus bir şehirdeki insan sayısıydı ama yalnızlık insanın içindeki boşluktu. Ve bu iki şey her zaman aynı yerde kesişmiyordu.

Konya’nın 2,3 milyonluk nüfusu, bana hiçbir şey anlatmamıştı aslında. Ama bana başka bir şeyi göstermişti: İnsan sayısı arttıkça, insan kendine yaklaşmıyor; bazen daha da uzaklaşıyor.

Dönüş Yolunda Kendime Yakınlaşmak

Ertesi sabah geri dönmek için otobüs terminaline gittim. Konya hâlâ sessizdi. Sanki gece hiç bitmemiş gibi bir havası vardı.

Otobüs kalkarken pencereden şehre baktım. Geniş yollar, sakin insanlar, ağır bir huzur…

Ama içimde artık farklı bir şey vardı. Boşluk biraz değişmişti. Belki dolmamıştı ama şekil değiştirmişti.

Yol boyunca tekrar düşündüm: Konya’nın nüfusu kaç?

Bu kez sayı bir bilgi gibi değil, bir arka plan gibi duruyordu. 2,3 milyon insan… Ve ben o 2,3 milyonun dışında kendi hikâyemi taşıyordum.

Kayseri’ye Dönüş ve Değişen Sessizlik

Kayseri’ye döndüğümde şehir aynıydı. Ama ben aynı değildim.

Sokaklar daha tanıdık geldi ama içimdeki sessizlik değişmişti. Artık yalnızlık bir eksiklik gibi değil, bir farkındalık gibiydi.

Eve giderken şunu düşündüm: Belki de insan bazen uzak bir şehre gitmez, sadece kendi içine biraz daha derin iner.

Konya’da gördüğüm şey şehir değil, kendi içimdeki kalabalığın sessiz haliydi.

Son Düşünce: Sayılardan Fazlası

O gün öğrendiğim tek şey nüfus değildi. Bir şehrin 2,3 milyon insan taşıyabileceğini, ama bir insanın bazen kendi içinde tek başına kalabileceğini öğrendim.

Ve belki de en önemlisi şuydu:

Bazı soruların cevabı sayılarda değil, yürüdüğün yollarda saklıydı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexperilbet giriş yaphttps://betexpergir.net/