İçeriğe geç

İnsan olan kara günde ne yapar ?

Bugün “İnsan olan kara günde ne yapar” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Tanriverdimobilya ile daha fazla içerik için takipte kalın!

İnsan olan kara günde ne yapar? (İzmirli bir kafanın içinden geçenler)

İlgili Makale: İlk Türk Kaptan-ı Derya kimdir ?

Bazen sabah uyanıyorsun, dışarısı gri. İzmir bile sanki “ben bugün güneş açmıyorum, kusura bakma” demiş gibi. Normalde Karşıyaka sahilde martılarla hayatı sorgulayan ben, o gün bir anda evde battaniyeye yapışmış bir organizmaya dönüşüyorum. İşte tam burada şu soru kafaya düşüyor: İnsan olan kara günde ne yapar?

Cevap basit değil. Çünkü insan dediğin şey hem mantık hem kaos. Hem “hadi toparlan” diyen bir iç ses, hem de “bir 5 dakika daha yatakla duygusal bağ kuruyorum” diyen başka bir iç ses.

Kara günün ilk aşaması: Pazarlık süreci

Alarm çalar. Ama bu sıradan bir alarm değil. Bu, hayatla yapılan sözsüz bir anlaşmanın bozulduğu andır.

“5 dakika daha” diyorsun.

Sonra 5 dakika değil, 47 dakika geçiyor.

O sırada beynin:

“Bugün önemli işler vardı”

“Evet ama yatak da çok sıcak”

“İnsan olan kara günde ne yapar? Belki de hiç kalkmaz?”

Benim İzmir’deki odamda bu sahne her kara günde tekrar oynanıyor. Aynı tiyatro, farklı oyuncular.

Telefonu eline alıyorsun. Sosyal medya açılıyor. Birisi tatilde. Birisi kahve içiyor. Birisi “çok üretken bir sabah rutini” paylaşmış.

Ben?

Battaniye + iç ses + hafif suçluluk üçlüsü.

Kahve: Hayatın geçici çözüm sistemi

Kalkıyorsun. Bu bir zafer gibi ama aslında sadece mutfağa kadar olan bir yolculuk.

Kahve yapıyorsun.

Kahve demek:

“Ben hayatımı düzene sokmaya çalışıyorum ama şu an sadece kafeinle ayakta duruyorum.”

İzmir’de kara gün bile olsa kahve içilir. Hatta kara günse daha çok içilir. Çünkü insan olan kara günde ne yapar sorusunun en popüler cevabı şudur: Kafeinle duygusal regülasyon yapar.

Kupayı eline alıyorsun. Bir yudum.

Ve o klasik iç monolog:

“Tamam… belki bugün o kadar da kötü değildir.”

Sonra mutfakta boş boş duruyorsun. Çünkü plan yok. Sadece varoluş var.

Üretkenlik illüzyonu

Bilgisayar açılır.

Amaç: Hayatı düzene sokmak.

Gerçek: 17 sekme açıp hiçbirini kapatmamak.

Bir sekmede “motivasyon teknikleri”, birinde “erken kalkmanın faydaları”, diğerinde “İzmir’de bugün hava nasıl”.

Ve en son sekme:

“YouTube – 10 saat lo-fi beats to study/relax to”

İroni şu: Çalışmıyorsun ama çalışmayı düşünüyorsun. Bu da bir tür modern çağ meditasyonu gibi.

İç ses:

“Şu an çok verimli olabilirdim aslında.”

Gerçek:

Fare imleci ekranın üstünde rastgele dolaşıyor.

Dışarı çıkma kararı: Büyük eşik

Bir noktada diyorsun ki:

“Çıkıyorum.”

Bu kelime tek başına bir efsane. Ama uygulanması zor.

İzmir’de dışarı çıkmak kara günlerde ayrı bir psikolojik savaş. Çünkü hava aslında kötü bile değildir. Ama ruh hali hava durumunu manipüle eder.

Dolaba bakıyorsun.

“Ne giyeceğim?”

Soru basit gibi ama aslında varoluşsal:

Çok kalın giyersen hayat ağır

Çok ince giyersen dünya ağır

Sonuç: Aynı hoodie.

Çünkü hoodie, modern insanın zırhıdır.

Sokakta yürümek: İç monologların turnesi

Dışarı çıktın diyelim.

Yürüyorsun.

Kulaklık takılı.

Müzik çalıyor ama asıl ses kafanın içinde:

“İnsan olan kara günde ne yapar?”

“Niye böyle hissediyorum?”

“Acaba herkes mi böyle?”

Yanından geçen biri gülüyor. Otomatik kıyas başlıyor:

“Bu insanın hayatı düz mü acaba?”

Sonra kendine geliyorsun:

“Belki de sadece kahkaha atıyordur, bu kadar derin anlam yükleme.”

İzmir sokakları bu iç konuşmalar için mükemmel bir sahne. Kordon’da yürürken bir yandan deniz, bir yandan düşünceler… Ama deniz bile bazen “ben bugün motivasyon veremiyorum” modunda olabiliyor.

Arkadaş mesajı: Kurtuluş mu, dikkat dağıtma mı?

Telefon titriyor.

Arkadaş:

“Ne yapıyorsun?”

Cevap yazmak bir sanat:

“İyiyim” desen yalan

“Kötüyüm” desen drama

“Takılıyorum” desen belirsizlik

Sonunda:

“Biraz kafam dolu ya”

Bu cümle, Türk genç yetişkin iletişiminin İsviçre çakısı.

Arkadaş:

“Çıkak mı?”

Ve o an:

Ya hayat düzelir

Ya da en azından bir süre düşünmezsin.

Kara günün yemek gerçeği

İnsan olan kara günde ne yapar?

Yemek yapmaya çalışır ama genelde:

Tost

Makarna

Abartılı bir dürüm siparişi

Benim favori senaryom:

“Mutfakta 20 dakika durup sonunda sipariş vermek”

Çünkü yemek yapmak aslında yemek yapmaktan çok “karar vermek”tir. Ve kara günlerde karar vermek, olimpik spor dalı sayılmalı.

Sipariş gelir.

Kapıyı açarsın.

Kurye:

“Afiyet olsun”

Sen:

“Teşekkürler, hayatta kalma paketim geldi.”

Gece: Fazla düşünmenin resmi seansı

Gece olunca işler değişir.

Dünya sessizleşir.

Ama kafa? Hayır.

Kafa full HD yayın yapar:

“Bugün neden böyle hissettim?”

“Acaba yanlış mı yaptım?”

“Yarın daha iyi olur mu?”

Yatakta dönüyorsun.

Battaniye yine sahnede.

İzmir gecesi hafif serin, pencere açık, dışarıdan uzak bir motor sesi.

Ve klasik final düşüncesi:

“İnsan olan kara günde ne yapar?”

Cevap netleşmiyor.

Çünkü bazen hiçbir şey yapmamak da bir cevap.

Kendinle dalga geçme sanatı

En ilginç kısım şu: İnsan, en kara gününde bile kendine gülmeyi unutmadığında ayakta kalabiliyor.

Mesela ben:

“Bugün hayatı çözemedim ama en azından tost yapmaya niyetlendim, bu da bir ilerleme sayılır.”

Bu cümle bile bazen günü kurtarıyor.

Kendine çok ciddiyetle bakmak her şeyi ağırlaştırıyor. Ama hafif bir ironi eklenince, hayat biraz daha taşınabilir oluyor.

Sonuç gibi olmayan bir yer

Aslında insan olan kara günde ne yapar sorusunun tek bir cevabı yok. Bazen uyur, bazen yürür, bazen sadece düşünür. Bazen hiçbir şey yapmaz ama içten içe çok şey yaşar.

İzmir’de bir gün, battaniye altında başlayıp gece yarısı düşüncelere bağlanan bu döngü, aslında birçok insanın küçük versiyonu gibi.

Ve belki de mesele “çözmek” değil.

Sadece o günü geçirmek.

Kahveyle, müzikle, bir mesajla, bir yürüyüşle ya da sadece kendi kafanın içinde yaptığın uzun bir sohbetle.

Buna da Göz Atın: Öksürüğe iyi gelen bal karışımı nedir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexperilbet giriş yaphttps://betexpergir.net/