Kayseri’de İçime Çöken O Ağır Akşam
Bazı günler var ya… insanın içini açıklayamadığı bir sıkışmışlıkla doldurur. Kayseri’de büyümek bana hep sert bir hava gibi geldi. Kışın ayazı, yazın kuru sıcağı, insanların yüzünde sakladığı duygular… Ben 25 yaşındayım ve hâlâ bazı şeyleri anlamakta zorlanıyorum. Özellikle de kendimi.
O akşam da öyle bir akşamdı. Gün boyu içimde bir huzursuzluk vardı ama adını koyamıyordum. Sanki bir şey eksikti ya da fazla olan bir şey içimi kemiriyordu. O an aklımda tek bir soru dönüp duruyordu: “Kokmuş et yemek ne anlama gelir?”
Bunu neden düşündüğümü ben de bilmiyordum. Belki bir rüyadan, belki de gün içinde burnuma gelen o ağır kokudan. Ama zihnim o soruya takılı kalmıştı.
Rüyanın İçinde Kaybolmak
Yine bir Tanriverdimobilya içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Kokmuş et yemek ne anlama gelir”.
O gece uyuduğumda rüya mıydı, yoksa yarı uyanıklık hâli mi hâlâ emin değilim. Ama bir sofranın başındaydım.
Tahta bir masa, loş bir ışık… Ve önümde tabak dolusu et.
Ama bir şey vardı. Et normal değildi.
Kokuyordu.
Öyle basit bir koku değil… insanın midesini değil ruhunu kaldıran bir koku. Yine de ben oturmuşum, sanki mecburmuşum gibi o eti yemeye çalışıyorum. Her lokmada içim daha da daralıyor.
O an rüyada bile kendime kızdım. “Neden yiyorsun?” diye bağırmak istedim ama sesim çıkmadı.
Uyandığımda boğazım kurumuştu. Kalbim hızlı atıyordu. Ve aklıma yine aynı cümle geldi:
Kokmuş et yemek ne anlama gelir?
İçimdeki Çatışma
Günlüklerime yazmaya başladım. Çocukluğumdan beri böyleyim; konuşamadığım şeyleri deftere dökerim.
“Bugün kendimi ağır hissediyorum,” yazdım önce.
Sonra durdum.
Çünkü aslında mesele sadece o geceki rüya değildi. İçimde biriken başka şeyler vardı. Ertelenmiş kararlar, söylenmemiş sözler, affedemediğim insanlar…
Belki de kokmuş et, içimde tuttuğum her şeydi.
Çünkü bazı duygular bekledikçe bozuluyor. Tıpkı et gibi. Zaman geçtikçe daha ağır kokuyor, daha dayanılmaz oluyor.
Ve insan bazen farkında olmadan onları “yemek zorunda kalıyor.” Yani taşımak zorunda kalıyor.
Gerçek Hayatın İçinde Koku
Bir gün kasap yanından geçiyordum. Kayseri’de küçük bir sokak vardı, her sabah ekmek almaya giderken geçtiğim.
O gün hava sıcaktı. Ve et kokusu…
Ama bu kez farklıydı. Bildiğim o taze et kokusu değildi. Daha ağırdı. İçimi rahatsız eden bir şey vardı.
Kasabın önünde bir an durdum. İçeride çalışan adam yüzüme bile bakmadan işine devam ediyordu.
O an midem sıkıştı.
Ve yine o soru zihnime çarptı:
Kokmuş et yemek ne anlama gelir?
Sanki hayat bana sürekli aynı soruyu farklı şekillerde sorduruyordu.
Kaçtığım Duygular
Bazen insan kendi duygularından kaçarken bile onlara yakalanıyor.
Ben de öyleydim.
Bir arkadaşım vardı. Uzun zamandır konuşmadığımız. Ona söylemek istediğim çok şey vardı ama hep erteliyordum. Bir gün yazdım, sonra sildim. Bir daha yazdım, yine sildim.
O mesajlar içimde birikti. Tıpkı bekleyen et gibi.
Bozuldu.
Ağırlaştı.
Ve ben fark etmeden onları taşıdım.
Belki de rüyamdaki kokmuş et, o yazılamayan mesajlardı.
Günlüğümdeki O Sayfa
O gece defterime şunu yazdım:
“İnsan bazen kendi içini yemek zorunda kalıyor. Ama farkında değil. Her ertelenmiş söz, her susulan cümle içimde çürüyor.”
Kalem durdu elimde. Uzun süre devam edemedim.
Çünkü bu cümle bile fazla gerçekti.
“Kokmuş Et Yemek Ne Anlama Gelir?” Sorusunun İçimdeki Yankısı
Bu soruyu sadece bir rüya yorumu gibi düşünmüyorum artık.
Benim için daha derin.
Kokmuş et yemek ne anlama gelir?
Bence bu, insanın kendi iç dünyasında bastırdığı şeylerle yüzleşememesi demek.
Bazen geçmişten gelen bir suçluluk olur.
Bazen kırgınlık.
Bazen de insanın kendine bile itiraf edemediği bir pişmanlık.
Ve hepsi bir yerde birikir.
Zamanla bozulur.
Ve sen fark etmeden o “bozulmuşluğu” yaşamaya başlarsın.
Belki de o yüzden rüyamda o eti yiyordum. Çünkü hayatımda çözmediğim şeyleri, zihnim bana zorla “yediriyordu.”
Umut ve Kendimi Affetme Çabası
Ama her şey sadece karanlık değil.
Bir süre sonra fark ettim ki, insan bunu değiştirebilir.
O gün defterime başka bir şey yazdım:
“Belki de bazı şeyleri bırakmak gerekiyor. Bekletmemek gerekiyor. İçimde çürümeye bırakmamak…”
Bu cümle bana garip bir hafiflik verdi.
Sanki yıllardır taşıdığım bir şey biraz olsun yerinden oynamıştı.
Kokmuş et sadece bir uyarı gibiydi belki de. İçimdeki fazlalıkları gösteren bir işaret.
Geçmişle Yüzleşmek
Bir gün eski arkadaşımı aradım.
Ellerim titriyordu.
Uzun uzun konuşmadık bile. Sadece “nasılsın” dedik.
Ama o iki kelime bile içimdeki ağır kokuyu biraz dağıttı.
Telefon kapandıktan sonra uzun süre sessiz kaldım.
Sonra fark ettim ki nefesim daha rahat.
Belki de insan, içinde çürüyen şeyleri temizledikçe yeniden nefes alabiliyor.
Ve o an anladım ki “Kokmuş et yemek ne anlama gelir?” sorusunun cevabı sadece korku değilmiş.
Aynı zamanda bir uyarıymış.
İç Temizlik Üzerine
İnsan kendi içini ihmal edince, duygular da ihmal ediliyor.
Konuşulmayan her şey birikir.
Ve bir gün insan kendini taşıyamaz hale gelir.
Ben bunu biraz geç fark ettim.
Ama fark etmek bile bir başlangıçtı.
Son Günlük Sayfası Gibi Bir Akşam
Şimdi o rüyayı düşündüğümde artık aynı korkuyu hissetmiyorum.
Evet, hâlâ rahatsız edici.
Ama artık sadece bir sembol gibi geliyor.
Kendi içimde çürümeye bıraktığım şeylerin sembolü.
Defterimin son sayfasına şunu yazdım:
“Bazı şeyleri zamanında bırakmazsan, seni içeriden yer.”
Ve o cümleyi yazarken bile içimde bir şeyler hafifledi.
Çünkü artık biliyorum ki, insanın kendini kurtarması bazen sadece bir fark edişle başlıyor.
Kokmuş et yemek ne anlama gelir?
Belki de en basit haliyle şu: İçinde sustuğun her şeyin bir gün sesini yükseltmesi.
Okuyucularımıza “Kokmuş et yemek ne anlama gelir” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Tanriverdimobilya ekibi olarak bizi okumaya devam edin!
İlgili Yazımız: Mideye kelepçe takmak ne anlama gelir ?